Sarıgül dosyasıyla ilgili kendisine iletilen ihbarları derleme aşamasındayken gözaltına alınan ve haberi yazamadan “yazmadığı” gerekçesiyle tutuklanan gazeteci Murat Ağırel, Yılmaz Özdil’in kendisi hakkında sarf ettiği yorumlara cevap verdi.
Cumhuriyet’teki “Tatlı su gazetecisinden dersler” başlıklı köşesinde Özdil’in “Murat yazamayacağı bilgiye yaklaştırıldı, tufaya düşürüldü” ifadelerine yanıt veren Ağırel, şu şekilde konuştu:
Sevgili gençler… Lütfen bu dersi aklınızdan çıkarın. Gerçekten sizinle alay ederler. “Bilgiyi öğrenmeden yazıp yazmayacağına nasıl karar vereceksin?” gibi oldukça basit bir soru sorarlar ve bu durum sizi komik bir duruma düşürür. Normalde her muhabir, araştırmacı gazeteci öncelikle bilgileri toplar, araştırır ve ardından haberin değerini belirler. Görünüşe göre Yılmaz Özdil “yazılacak bilgi” ve “yazılmayacak bilgi” konusunda uzaktan uyarı yapan bir sensör geliştirmiş ya da muhabirlik ile tamamen bağlantısını koparmış durumda. Araştırmacı gazetecilik hakkında en ufak bir fikri yok.
Ağırel yazısında şöyle devam etti:
GAZETECİLİĞİN İNKÂRI
44 yıldır gazetecilik yaptığını ifade eden Özdil videosunda şunları söylüyor:
“Bize sürekli bilgi gelir; ‘AKP ile ilgili bilgi vereceğim, Melih Gökçek’le alakalı bilgi vereceğiz. Tayyip Erdoğan’la ilgili bilgi sunacağız. CHP’li belediyelerle, YENİ Parti’yle ilgili bilgiler vereceğiz.’ Verilmesi gereken yanıt daima şudur; savcıya ver.”
Yılmaz Özdil sanırım Norveç’te “Oslo’nun Sesi” gazetesinde çalışıyor. Ancak öyle olsa bile dünya basın tarihinde birçok skandalın savcılar tarafından değil gazeteciler tarafından açığa çıkarıldığını bilmeli.
Aman gençler! Bu mantıkla gazetecilik yaparsanız asla iyi bir muhabir olamazsınız. Çok sayıda haberi kaçırırsınız. Sonrasında ana haber bülteninde elinizde dedektörle altın arayıp durursunuz ya da kuyruklu piyano ile haber sunmak zorunda kalırsınız.
Almanya’daki araştırmalarımla Gökçekler hakkında sağlam dosya haber yaptım. Savcılık harekete geçti ve her şey kelimesi kelimesine doğrulandı. Çünkü belgeleri toplayarak araştırdım. Yılmaz Özdil’e göre hemen savcılığa yönlendirmem gerekiyordu.
Yılmaz Özdil videonun genelinde “Tatlı su gazeteciliği nasıl yapılır” dersi verirken benim nasıl tuzağa düştüğümü iddia ediyor. Neden hapiste olduğuma dair veya beni hapse atanlarla ilgili tek bir kelime bile etmiyor, edemiyor.
Sinan Çampınar gibi tartışmalı, karapara akladığını kabul eden bir kişinin “izlenimine” dayanarak bir gazetecinin hapse girmesine dair tek kelime etmiyor. “Sahte belgelerle haber yapmayı” savunuyor.
Biz mesleğimizi icra ederken Uğur Mumcu’yu örnek alırız.